Thomas Edison

Thomas Edison

Thomas Edison, eminim buluş dendiğinde hepimizin aklımıza gelen ilk isim. Kendi olanakları ile kurduğu araştırma laboratuarı sayesinde yaşadığı zamandaki teknolojik sorunların birçoğuna çözüm bulmuştu. Edison hala dünyanın en çok patent sahibi olan kişiler listesinde 1093 patent ile yukarılarda bir sırada.

Edison, sadece yaptığı buluşlarla değil, çalışma biçimiyle de teknoloji şirketlerine örnek olmuştu. Teknolojik yenilikler ve buluşlar yapmak için kurulmuş bir araştırma-geliştirme (AR-GE) laboratuarı 20. yüzyıl başlarında çok yeni bir fikirdi. Edison buluşlarının pazarlamasını da kendi kurduğu 300 kadar şirket aracılığıyla yapıyordu.

Thomas Edison’un Çocukluk Dönemi

Thomas Alva Edison 1847 yılında Ohio’da Milan kasabasında doğdu. Babası yaşamı boyunca bir çok farklı işte çalışmış bir Kanada göçmeni, annesi ise bir eski öğretmendi. Küçük Thomas’ın kulakları günümüzde nedeni bilinmeyen bir hastalıktan dolayı sesleri çok az duyuyordu. Thomas Edison, zaten düzensiz olarak gittiği okulunu belki de bu işitme kaybı nedeniyle küçük yaşta bırakır ve eğitimine evde annesinin yardımıyla devam etti. Edison yaşamı boyunca başka bir okulda eğitim almayacaktı, fakat bulduğu kitapları ve makaleleri okuyarak bilgisini artırıyordu.

Edison 12 yaşında bir çocukken meyve ve gazete satarak iş hayatına başladı. Daha sonra bir tren içinde kendi bastığı düşük tirajlı bir gazeteyi satmıştı. 1868 yılında bir telgraf şirketinde çalışmaya başladı, bu sırada İtalyan bilim adamı Michael Faraday’ın yazdığı elektrik ile ilgili makaleler ilgisini çekti. Elektrik konusundaki bilgilerinin artmasıyla gelecekte telgraf ile iletişim konusunda kolaylık sağlayacak buluşlar yapmasını sağlayacaktı.

Edison’un Buluş Fabrikası

Telgraf ile ilgili buluşlarından elde ettiği finansal kaynağı kullanarak 1870 yılında Newark’ta 80 kişinin çalıştığı bir laboratuar kurdu. Buraya Edison “Buluş Fabrikası” ismini koymuştu ve buradaki sekiz yıllık çalışması sonucunda 300’den fazla patentin sahibi olmuştu. Edison 1887 yılında Buluş Fabrikası’nı New Jerseydeki West Orange bölgesine taşıdı. 1931 yılına kadar hizmet verecek bu yeni yer, o yıllardaki olanaklara göre dünyanın en gelişmiş araştırma laboratuarıydı.

Edison laboratuarında hepimizin bildiği birçok buluşa imza attı. Bunlar arasında ses dinlemeye yarayan fonograf, flamanlı ampül, çeşitli türlerde piller, hareketli görüntüleri izlemeye yarayan kinetograf isimli bir cihaz ve X ışını ile insanların iç organlarını gösteren floroskopi cihazı vardı. Bunların yanında sayılamayacak kadar çok sayıda küçük fakat önemli bir sorunu çözen buluşu vardı. Örneğin çok uzun bir süre bütün dünyada telefonların ahizesinde kullanılan karbon mikrofonun patenti Edison’a aitti. Edison’un iletişim ve sesle ilgili çok sayıda buluş sahibi olmasının nedeni işitme kaybı olabilir, büyük olasılıkla bu yeni araçlar sesleri daha iyi duymasını sağlıyordu.

Edison’un deneme yanılma üzerine kurulu zahmetli ve zaman alıcı bir çalışma biçimi vardı. Bu tür çalışmanın nedeni büyük olasılıkla iyi bir mühendislik eğitimi almamış olmasıydı. Örneğin flamanlı ampül için çalışırken, elektrik verilince uzun süre ışık veren bir madde bulmak amacıyla yardımcılarıyla birlikte 30 ay boyunca, arasında insan saçı da bulunan 8000 kadar lif türünü denemişti. Halbuki kendisiyle yaklaşık aynı yıllarda yaşayan Nikola Tesla denemeler yapmadan kafasındaki geliştirdiği projeyi doğrudan uygulamaya koyuyor ve başarılı oluyordu.

Bunun yanında buluşlarının başkaları tarafından geliştirilmesi fikrini kabul etmiyordu, örneğin hareketli görüntülerin bir salonda çok sayıda izleyiciye gösterilmesi fikrine tamamen karşı çıkmıştı. Böyle yapınca hareketli görüntüleri izlemeye gelen kişilerden para alınamayacağına inanıyordu. Edison’un yaptığı bu hatanın cezası kısa sürede belli oldu. Lumiere kardeşlerin 1895 yılında kalabalık bir seyirci topluluğuna gösterdiği “Bir Trenin La Ciotat’a Gelişi” isimli kısa filmden sonra Edison’un kinetografı kısa sürede unutuldu.

Eskiden Tarihte “Akım Savaşları” Olmuştu

Ünlü fizikçi Nikola Tesla 1887 yılında elektrik gücünün kullanımı için alternatif (dalgalı) akımı desteklediğinde, Edison için bu gelişme kendi yaratmaya çalıştığı enerji üretimi ve dağıtımı sisteminin çöpe gitmesi anlamına geliyordu. Edison, daha önceden doğru akım kullanarak dünyanın çeşitli ülkelerinde aydınlatma işleri yapmaya başlamıştı, bu sistemin geleceği çok parlak görünüyordu. Edison alternatif akımın tehlikeleri konusunda halka açık gösteriler yapmaya başladı, bu gösterilerde bazen hayvanları alternatif akımla öldürüyordu. Bu rekabete “Akım Savaşları” ismi verilmişti ama sonunda çok kısa bir süre içinde alternatif akım ve Nikola Tesla bu savaştan galip çıktı.

Thomas Edison Olmak Kolay Değil

Edison buluşları için para toplayabilmek için sıra dışı olmaya çalışıyor, örneğin çok kötü giyiniyor hatta bilgi almak için gelen gazetecilere palyaçoluk yapıyordu. Medyada ilgi uyandırmak için “Deha %1 ilham, %99 terden oluşur” veya “bana hayatından memnun bir adam gösterin, ben de başarısızlığı göstereyim” gibi şaşırtıcı sözler kullanıyordu. Çoğunlukla günde dört saat uyuyor bazen 40-50 saat uyumadan çalışıyordu. Bazı geceler uyumak için eve gitmiyor, laboratuarın zemininde uyuyordu.

Bilerek veya bilmeyerek çok çalışan, dağınık fakat başarılı bir bilim adamı rolü oynamaya çalışıyordu. Evi ve laboratuarı kitaplar ve okunacak makaleler ile doluydu. Başkalarının hatalarını öğrenmeye çaba gösterir ve bunlardan kaçınmaya çalışırdı. Yaşamının sonuna doğru 25 bin kadar defter dolusu araştırma notu biriktirmişti. 1931 yılında yaşamını kaybettiğinde yakın arkadaşı sanayici Henry Ford’un yardımıyla çalıştığı yer müzeye dönüştürüldü.

Edison’un Ardında Bıraktıkları

Edison yaşadığı dönemde ve sonrasında çok uzun bir süre dünyada bilim insanı denilince ilk akla gelen insanlardan biriydi. Edison bilim ve teknoloji konusundaki bilgilerini bir okulda değil daha çok kendi okuduğu kitaplardan ve yaptığı deneylerden elde etmişti. Bu durum bütün yaşamı boyunca çalışmalarını çok etkiledi, yaptığı icatları için çözülmesi gereken sorunları deneme yanılma yöntemiyle çözmeye çalışıyordu. Örneğin bir elektrikli ampül üretme fikri oluşunca içinde kullanılacak fitil için insan saçı teli de dahil olmak üzere binlerce maddeyi denemişti. Bu durum Nikola Tesla’nın çalışmasına hiç benzemiyordu, Tesla teknik üniversite mezunuydu ve sorunları önce aklında çözüyor, tasarladığı elektrikli aracın çalışacağına emin olduğu zaman üretim aşamasına geçiyordu.

Edison bütün çalışmaları boyunca sadece para kazanabileceği projeler üzerine yoğunlaşmıştı. Buna rağmen önemli icatlarının bazılarını halkın yaygın kullanımına sokmayı başaramamıştı. Örneğin Edison Fransa’da Lumiere Kardeşler ile yaklaşık aynı dönemde ard arda fotoğraf gösterimi ile hareketli görüntü yani bir film elde etmeyi başarmıştı. Edison bu icadını sadece bir kişinin para ödemesi yaptıktan sonra kullanacağı biçimde tasarlamıştı. Lumiere kardeşler ise bir salonda yüzlerce kişiye ilk yarattıkları filmleri gösteriyordu. Bu konuda Edison kendi icadını savunmuş, aynı anda çok sayıda kişinin filmi izlemesinin altın yumurtlayan tavuğu kesmek olacağını iddia etmişti. Sonunda dünyada kısa sürede Lumiere kardeşlerin film gösterme yöntemi yaygınlaştı ve Edison’un icadı unutuldu.

Edison çok hırslıydı, laboratuarında gereğinden fazla zaman geçiriyordu ve şaşırtıcı biçimde teknolojik yenilikler konusunda tutucuydu. Bu konuda tipik örnek teknoloji tarihinde “Akım Savaşları” denilen dönemde yaşanan durumdur. Edison bütün icat ettiği ve geliştirdiği elektrikli araçlarda güç kaynağı olarak doğru akım kullanmıştı. Ampülün icadı sonrasında kentlerde evlerin ve sokakların ışıklandırılmasına sıra geldiğinde Edison bu amaçla doğru akım kullanılması gerektiği konusunda çok kararlıydı. Bunun önemli bir sakıncası düşük voltajlı elektrik akımının uzun mesafeler boyunca taşınırken gücün düşmesiydi. Edison bu sorunu çözmek için her sokakta elektrik üreten bir dinamo yerleştirmeyi öneriyordu. Bunun yanında Nikola Tesla aynı iş için dalgalı akım (alternatif akım) kullanılırsa hem daha güçlü elektrik kullanılma şansı olacağını hem de elektriğin uzun mesafeler için fazla güç kaybı olmadan taşınabileceğini söylüyordu.

Akım savaşları sırasında Edison çok tanınmış olmasını ve maddi gücünü kullanarak kendi tezini kanıtlamaya çalışırken dramatik olaylar yaşanmaya başladı. Edison dalgalı akımın güçlü ve canlılar için öldürücü olduğunu kanıtlamak için basın önünde yaptığı deneyler sırasında birçok küçük hayvan yanında bir at ve fili de elektrik akımı ile öldürmüştü. Bütün bu tartışmalı olaylar sonrasında belirgin avantajları nedeniyle önce ABD’de sonra bütün dünyada kentlerin elektrik gereksinimi için kesin olarak dalgalı akım tercih edildi.

Bu akım savaşlarının bir ürünü de Edison’a ait bir başka icat olan ABD’de idam mahkumları için kullanılan elektrikli sandalyelerdi. Başlangıçta Edison elektrikli sandalye konusunda çalışmadığı iddia etse de gerçek kısa sürede anlaşıldı. Edison, ABD devlet kuruluşları tarafından kendisinden istenen elektrikli sandalyeyi gerçekten üretmiş ve bunun karşılığında para almıştı. Bu bilginin ortaya çıkması Edison’un ününe çok leke vurdu, artık küçük çocukların örnek alabileceği bir bilim insanı değildi. Yaşadığı süre boyunca Edison binlerce icat ve teknolojik geliştirme için patent almıştı, dünyadaki her evde radyo, masa telefonu veya ampül gibi Edison’un bir aracını görmek olanaklıydı. Günümüzde gelişen dijital teknoloji yüzünden Edison icatları artık yakın çevremizde değil, sadece müzelerde bulunmakta.Son