Stanley Kubrick

Stanley Kubrick

Film yönetmeni, yapımcısı ve senarist Stanley Kubrick 1928 yılında ABD’de New York’da doğdu. Babası Jack Kubrick bir doktordu ve ailesinin bireyleri Avrupa’dan göç etmiş Yahudilerden oluşuyordu. Çocukluğu ve gençliği New York’ta geçen Kubrick, çok istekli bir öğrenci olmadığı liseden sonra üniversiteye devam etmedi. Babasının önerisiyle önce iyi derecede satranç öğrendi ve sonrasında ise fotoğrafçılığa başladı. Genç Kubrick fotoğraf konusunda ciddi bir ilerleme kaydetti ve Look dergisinde fotoğrafçı olarak çalışmaya başladığında 17 yaşındaydı.

Kubrick fotoğrafçı olarak çalışırken önce izleyici sonra yönetmen olarak sinema ile ilgilenmeye başladı. Sinema çalışmalarının ilk ürünü olarak 1950 yılında bir boksörün yaşamını anlatan belgesel biçimindeki Dövüş Günü (Day of the Fight) filmi ortaya çıktı. Birkaç kısa belgeselden sonra 1953 yılında Korku ve İstek (Fear and Desire) isimli ilk konulu filmini yönetti. Bu film ve devamında yönettiği birkaç film izleyiciler ve sinema eleştirmenleri tarafından pek beğenilmese de Hollywood şirketlerinin Kubrick’in yönetmen olarak dikkatlerini çekmesini sağladı. Bu arada Kubrick eski lise aşkı olan Toba Metz ile 19 yaşındayken yaptığı ilk evliliği 1951 yılında son buldu. 1952 yılında Kubrick eski bir dansçı olan Ruth Sobotka ile iki yıl sürecek olan ikinci evliliğini yaptı.

Stanley Kubrick’in Hollywood Yılları

1957 yılında Kubrick, Hollywood yapımcılarının isteği ile Kirk Douglas’ın başrolde olduğu düşük bütçeli Zafer Yolları (Paths of Glory) ve 1960 yılında yönetmen koltuğuna sonradan oturduğu çok büyük bütçeli Spartaküs (Spartacus) filmlerini yönetti. Bu iki film çok başarı kazandı ve Kubrick’e büyük bir prestij ve çok sayıda ödül getirdi. Bu duruma rağmen Kubrick Hollywood ortamında çalışmakta çok zorluk çekiyordu, film çekim ekibi Kubrick’in ayrıntılara son derece önem veren yönetim biçiminden hoşnut değildi. Örneğin, Spartaküs filminin sinematografi yönetmeni Russell Metty yapımcılara işini yapamadığından yakınmıştı. Kubrick, gerçekten filmin çekimi sırasında Metty’nin çalışmasına izin vermedi ama Metty jenerikte ismi görüldüğü için bu film sayesinde sinematografi dalında Oscar ödülü aldı.

İngiltere Kubrick’e Uğurlu Geldi

Kubrick 1958 yılında, yaşamının sonuna kadar birlikte olacağı üçüncü eşiyle, Alman oyuncu Christiane Harlan ile evlendi. ABD’deki yaşantısından ve Hollywood çalışma ortamından sıkılan Kubrick 1961 yılında eşi Christiane ile birlikte temelli olarak İngiltere’ye yerleşti. İngiltere’de Londra’ya yakın Hertfordshire bölgesindeki Childwickbury Manor içinde bir eve yerleşen Kubrick burada çok daha özgür bir biçimde çalışmaya başladı. İlk olarak Lolita filmi ve sonrasında Garip Doktor (Dr. Strangelove) filmi Kubrick için sanat ve maddi yönden çok riskli projelerdi fakat iki film de çok başarı kazandı. İngiltere’de Kubrick istediği gibi çalısmasına rağmen hala Hollywood patronlarından mali destek alabiliyordu. Başarılı filmleri sayesinde hem sanatsal yönden hem de maddi yönden sorun yaşamıyordu.

Kubrick 1963 yılında Arthur C. Clarke’ın aynı isimli bilimkurgu romanından uyarlanan 2001: Bir Uzay Macerası (2001: A Space Odyssey) üzerinde çalışmaya başladı. Uzun bir hazırlık döneminden sonra 1965 yılında çekimlere başlandı. Film 1968 yılında vizyona girdi ama sinema eleştirmenlerinin ilk izlenimleri hiç de olumlu değildi. Filmin diyaloglarının az olması, yavaş ilerlemesi ve tanınmamış bir oyuncu kadrosuyla çekilmesi çok garip karşılanmıştı. Buna rağmen film zaman içinde izleyicilerin beğenisini ve ciddi bir ticari başarı kazandı. Bu başarının bir başka yansıması da filmin kazandığı dört Oscar ödülü oldu.

Kubrick yaşamının sonuna kadar İngiltere’de yaşamaya ve film çekmeye devam etti. 1971 yılında Anthony Burgess’in aynı isimli romanından uyarladığı Otomatik Portakal (A Clockwork Orange), 1975 yılında Barry Lyndon, 1987 yılında Tam Metal Kaplama (Full Metal Jacket) ve 1980 yılında Cinnet (The Shining) filmleri sinemalarda oynadı. Kubrick 1997 yılında Gözü Tamamen Kapalı (Eyes Wide Shut) isimli son filmini bitirdi, fakat sinemalarda oynadığını göremedi, uykusu sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu 71 yaşında yaşamını kaybetti.

Stanley Kubrick’in Sinema Anlayışı

Kubrick’in diğer yönetmenlerden kolayca ayrılan bir sinema tarzı vardır. İlk farkedilen şey yönetmenin savaş, bilimkurgu veya psikolojik gerilim gibi birbirinden çok farklı konularda film çekmiş olmasıdır. Ayrıca yönetmenliği yaptığı tüm filmlerin sayısı, yani sadece 16 film, diğer meslektaşlarına göre oldukça azdır fakat her filmi sinema sanatı veya ticari getiri açısından ciddi bir başarı elde etmiştir. Örneğin 2001, Tam Metal Kaplama veya Cinnet filmleri türlerinin en güzel örnekleri arasında yer alırlar. Bu durumda Stanley Kubrick’in izlemeye değer olmayan veya başarısız olmuş bir filmi yoktur denilebilir.

Kubrick bu başarısını film üretiminin her aşamasında çok çalışmasına borçluydu. Kubrick kendi imzasını taşıyan filmlerin senaryosunda, çekim sırasında sinematografi ve oyuncuların yönetilmesinde, çekim sonrasında filmin düzenlenmesi ve müziklerin seçimi konusunda kesinlikle işin tamamını veya büyük kısmını kendisi yapıyordu. Kubrick’in bu çalışma biçimiyle vereceği kararlarda tamamen özgür olmayı ve herşeyin istediği gibi olmasını garantilemiş oluyordu. Bir yönetmenin filmin her aşamasında bütün kararları kendisinin vermesi ilk anda ideal olan bir uygulama olarak düşünülebilir. Fakat Kubrick’in bu yüzden bütün yaşamında sadece 16 film ortaya çıkarabildiği unutulmamalı.

Stanley Kubrick Filmlerinin Ortak Özellikleri

Kubrick gençliğinde iyi bir fotoğrafçı olduğu için filmlerinde sinematografik özelliklere çok önem vermiştir. Bu yüzden filmlerinde kullandığı görüntülerde bilinçli olarak fotoğraflarda sık rastlanan kompozisyon özelliklerini görürüz. Örneğin Cinnet veya 2001 filmindeki bazı sahnelerde olduğu gibi objeyi tam merkeze yerleştiriyor ve böylece izleyiciler için daha etkileyici görüntüler ortaya çıkıyordu.

Kubrick filmleri bildiğimiz tarzda bir aşk öyküsü yerine insanlar arasındaki veya toplum içindeki ilişkileri inceleyen ve dolaylı olarak aşık insanları anlatıyordu. Kubrick film çekimleri sırasında sonucun mükemmel olması için her sahne için oyunculara rolünü ayrıntılı bir biçimde anlatıyor ve sonrasında çok sayıda prova yapıyordu. Bazen bir sahnenin çekilmesi günlerce sürebiliyordu. Bu durum tüm film ekibi özellikle oyuncular için çok yorucu ve sinir bozucu olabiliyordu.

Kubrick müzik ve görüntüyü eşleştirmeyi seviyordu. Örneğin Johann Strauss’un Mavi Tuna valsi tek başına dinlenirse ilk anda bir uzay yolculuğunu düşündürmez. Halbuki 2001 filminde bir uzay gemisinin uzay istasyonuna yaklaştığı bir sahne sırasında Mavi Tuna duyulduğunda iki uzay aracının uyumlu hareketinden oluşan görüntüler ile müzik son derece uyumlu olmuştu.

Filmlerinde yeni teknik olanakları kullanmayı seviyordu, örneğin o zamanlar için yeni olan “Steadycam” veya NASA için üretilen geniş açılı hızlı lensleri kullanıyordu. Böylece izleyiciler daha önce filmlerde görmediği türden takip sahneleri veya çok düşük ışıkta çekilmiş görüntüler ile çok etkileniyordu. Kubrick’in steadycam kullanarak kameranın bir aktörü veya objeyi arkasından uzun süre takip ederek filme alması çok kullanığı bir yöntemdi. Böylece bir insanın arkadaşını arkasından takip etmesi gibi doğal bir etki yaratmış oluyordu.

Önemli Stanley Kubrick Filmleri

Gözü Tamamen Kapalı (Eyes Wide Shut)
1999

Full Metal Jacket
1987

Cinnet (The Shining)
1980

Barry Lyndon
1975

Otomatik Portakal (A Clockwork Orange)
1971

2001: Uzay Yolu Macerası (2001: A Space Odyssey)
1968

Garip Doktor (Dr. Strangelove or: How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb)
1964

Lolita
1962

Spartaküs (Spartacus)
1960

Zafer Yolları (Paths of Glory)
1957