Roma Filmi

Roma

Yönetmen: Alfonso Cuaron

Senaryo: Alfonso Cuaron (senaryo)

Oyuncular: Yalitza Aparicio, Marina de Tavira, Diego Cortina Autrey, Fernando Grediaga, Carlos Peralta, Marco Graf

Gösterim Yılı: 2018

Tür: Dram, Biyografi

Roma Filminin Konusu

Meksika’nın başkenti Mexico City’de zengin ailelerin oturduğu lüks evlerin ve sokaklarda yeni model otomobillerin bulunduğu bir mahalleye halk arasında “Roma” denmektedir. Filmi izlemeye 1970’li yıllarda işte bu mahallede bulunan biraz büyükçe bir evde avlunun sabahın ilk saatlerinde evin hizmetçisi Cleo’nun (Yalitza Aparicio) süpürge ile yıkanmasına tanık olarak başlıyoruz. Filmin devamında göreceğimiz gibi bu evde doktor olan bir baba (Fernando Grediaga), eşi (Marina de Tavira), dört çocuğu ve anneanne oturmaktadır. Bu yedi kişilik ailenin gündelik işleri hizmetçi Cleo dışında bir aşçı ve bir şoför tarafından yapılmaktadır.

Filmde sahneler ilerledikçe evde bazı sorunların olduğunu farketmeye başlıyoruz. Baba evde çok az zaman geçirmekte, buna rağmen anne ve özellikle çocuklar ile hiç ilgilenmemektedir. Anne ise histerik biçimde evde çalışanlara emirler yağdırmakta, çocuklara katı davranmakta ve çok mutsuz görünmektedir. Evdeki işlerin bütün yükü özellikle Cleo üzerindedir, günün başından sonuna kadar neredeyse hiç dinlenmeden işlerin peşinden koşmaktadır. Hizmetçiler ailenin bir bireyi gibi davransalar da boş zamanlarında anneyi çekiştirmekten geri duramazlar. Filmin devamında bütün gözümüze batan bu sorunların nedeni birer birer ortaya çıkacaktır.

Roma Filminin İncelemesi

Meksikalı yönetmen Alfonso Cuaron, Son Umut (Children of Men) ve Yerçekimi (Gravity) gibi birçok başarılı filminden sonra senaryosu tamamıyla kendi çocukluk anılarından esinlenen bir film yapmaya karar vermiş. Basit gibi görünen bu fikirden ortaya çıkan ve siyah-beyaz çekilen Roma filmi sinematografik olarak son derece estetik, senaryo açısından çok derinlikli ve sinema sanatı açısından önemli bir yapıt olmuş. Böylece bütün dünyadaki sinema kulüplerinde film meraklılarının üzerinde saatlerce tartışabileceği bir film ortaya çıkmış.

Filmin tanıtımına oyuncu seçmelerinden başlamak gerek çünkü Cuaron filmde sadece yerel halkın rol almasına karar vermiş ve neredeyse bütün oyuncu kadrosu amatörlerden oluşmuş. Bu durum yüzünden film çekimi sırasında oyunculara yapmaları gereken rol için kartlar verilmiş. Cuaron oyuncuların daha doğal rol yapabilmeleri için karşısındaki oyuncunun yapması gerekenleri anlatmamış ve böylece filmde izleyicilerin izlediği tepkiler daha doğal olmuş.

Roma Filmi
Roma filminden bir sahne.

Sıradışı bir film izlemeye başladığımızı daha ilk sahneden anlamaya başlıyoruz. Filmin bu ilk sahnesinde bilmediğimiz bir mekanda zemindeki karoların yarattığı düzgün geometrik çizgileri ve renkleri görerek başlıyoruz. Daha sonra bu karoların üzerine bir suyun akmaya başladığını görüyoruz, önceleri berrak olan su daha sonra köpüklü ve en sonunda kirli olarak akmaya devam ediyor. Yerdeki suyun kirli olması nedeniyle renginin koyulaşması bize yansıma olarak gökyüzünü görme fırsatını veriyor, bu sırada bir uçak geçmektedir. Kamera bundan sonra zeminden yukarı doğru tam karşıya döner ve bir avluda bulunduğumuzu, bir kadının (Cleo) burayı yıkamakta olduğunu anlarız.

Roma filminin bu ilk sahnesinde gördüğümüz görüntüler bize birçok şey çağrıştırabilir. Sadece görsel anlam olarak ele alırsak ve bu filmin çocukluk anıları içerdiğini düşünürsek eğlenceli sonuçlar elde edebiliriz. Çocukların avluları ve burada bulunan karoların yarattığı çizgileri sevdiğini, oyunlarını bu çizgilere göre ve renklere göre planladığını hepimiz biliriz. Bunun yanında avlunun yıkanması, suyu izlemek veya hortumu ellerine alarak etrafa su sıkmak, hatta suyun yarattığı yansıma içinde bir uçak görmek çocuklar için eğlencelidir. Cuaron’un çocukluğunda bu gibi şeyler sayesinde eğlendiğini varsaymak zor değil.

Bu ilk sahnedeki görüntüler için biraz daha derin olarak düşünürsek, yani burada bir “metafor” olabileceğini aklımıza gelirse bu kez daha etkileyici başka bir sonuca ulaşabiliriz. İlk sahnede karolar oldukça mükemmel geometrik biçimler yaratmakta ve bu düzenli görüntü bizi mutlu etmekte. Fakat ilerleyen saniyeler içinde bu düzgün geometrik görüntü akan su ile bozulmakta, hatta devamında suyla birlikte çamur da gelmekte ve bu bizi huzursuz etmekte. Sonunda bu kirli suyun içinde gökyüzünü ve uçağı görürüz, bu bize bu sıkıntılı ortamdan çok uzakta başka mutlu insanlar olabileceğini anlarız. Gerçekten filmin devamında, başlangıçta gördüğümüz mutlu aile tablosu veya işini zevk alarak yapan hizmetçiler gibi sahnelerin devamında arka planda aslında başka büyük sorunların bulunduğunu görürüz. Roma filminde bunun gibi metaforlar ile değerlendirebileceğimiz birçok ilginç sahne göreceksiniz.

Roma filmi hakkında daha genel olarak düşünürsek hizmetçi Cleo bu evde yaşamaktan mutlu muydu? Yoksa bu iyi niyetli davranışlarının altında işini kaybetme korkusu mu vardı? Biz izleyicilerin uzaktan izlediği sokaktaki halk olayları ve ölümler neden oluyordu? Bu gibi soruların yanıtı filmde yok, bunu eleştirilmesi gereken bir eksiklik olarak değil, senaryonun bir özelliği olarak kabul etmemiz gerekli. Filmin senaryosunun babası doktor olan, geçim sıkıntısı çekmeyen bir ailenin üyesi olan bir çocuğun anılarından yola çıkarak yazılması bu durumu yaratıyor. Örneğin babayı hiç tanımıyoruz, demek ki çocuğun aklında uzak ve silik bir anı olarak kalmış. Bunun gibi filmin ana karakteri olan Cleo’yu mutlu, neşeli, çocuklarla sıkılmadan oyun oynayan hatta bütün sorunları çözen bir kişi, neredeyse bir süper kahraman olarak tanıyoruz. Halbuki filmin sonunda bütün ipuçlarını birleştirince Cleo’nun zor koşullarda çalıştığını, başına birçok sıkıntılı ve üzücü olay gelmiş olduğunu anlıyoruz.